Anne-Sophie Mutter, yirminci yüzyılın son çeyreğinden bu yana klasik keman repertuvarının merkezindeki isimlerden biridir. Ancak kariyerini yalnızca standart repertuvar üzerine kurmamış, kendi döneminin bestecileriyle çalışmayı sürekli bir uğraş haline getirmiştir.
Bu tutumun keman tarihinde köklü bir karşılığı var. Joachim, Brahms ile birlikte çalışırken; Ferdinand David, Mendelssohn ile yazışırken; Brodsky, Çaykovski'nin konçertosunu sahiplenirken aynı şeyi yapıyordu. Yeni bir eserin repertuvara girmesi, çoğu zaman onu savunacak bir icracı bulmasına bağlıdır.
Bu ilişki tek yönlü de değildir. Bestecinin yazdığı pasajın çalgı üzerinde nasıl duracağını, hangi parmak düzeninin mümkün olduğunu, hangi yay tekniğinin istenen rengi vereceğini icracı bilir. Bartók'un 2. Keman Konçertosu'nu yazmadan önce Berg ve Szymanowski'nin konçertolarını inceleme isteği de benzer bir alışverişin parçasıdır.
Kursiyerlerimize bu noktayı sık hatırlatıyoruz: repertuvar donmuş bir liste değildir. Derslerimizde klasik dönem eserlerinin yanına, kursiyerin seviyesine uygun yirminci yüzyıl ve güncel parçalar da eklenir. Farklı bir armonik dile ve farklı bir ritmik yapıya alışmak, kursiyerin kulağını ve okuma becerisini beklenmedik biçimde geliştirir.