Bir keman konçertosu çalışmak iki aşamalı bir süreçtir. İlk aşamada solo parti, piyano indirgemesi eşliğinde hazırlanır. İkinci aşamada solist orkestrayla buluşur ve burada yeni bir dizi mesele ortaya çıkar.
Piyano indirgemesi, orkestra partisyonunun piyanoya uyarlanmış halidir. Pratik bir araçtır ama gerçek orkestra dokusunu tam olarak temsil etmez. Piyanoda tek bir tınıyla duyulan bir pasaj, orkestrada yaylılar, nefesliler ve vurmalılar arasında dağılmış olabilir. Solist, hangi girişini hangi çalgıdan alacağını önceden bilmelidir.
Bu yüzden ciddi bir konçerto hazırlığı, orkestra partisyonunu incelemeyi içerir. Solist kendi girişlerinin işaretlerini, orkestranın hangi noktalarda dinamik olarak öne çıktığını ve kendi partisinin dokunun neresinde durduğunu görmelidir.
Beethoven'ın Keman Konçertosu bu açıdan öğreticidir. Solo çalgı, orkestrayla rekabet eden bir gösteri aracı olmaktan çok senfonik dokunun içinde eşit bir ses olarak konumlanır; uzun ve sabırlı melodik hatlar, yayın kesintisiz ve eşit taşınmasını gerektirir. Böyle bir eserde solistin görevi öne çıkmak kadar dokuya yerleşmektir.
Ses dengesi de ayrı bir konudur. Solist salonda duyulmak zorundadır ama bunu bastırarak değil, doğru temas noktası ve kol ağırlığıyla üretilen taşıyıcı bir tonla yapar.
Derslerimizde konçerto çalışan kursiyerler önce piyano eşliğiyle çalışır; orkestra ile buluşma, solo parti tamamen güvenli hale geldikten sonra planlanır.