Sahne kaygısı, her seviyeden müzisyenin karşılaştığı bir durumdur ve yetenekle ilgisi yoktur. Evde rahatlıkla çalınan bir pasajın sahnede dağılması, çoğunlukla hazırlığın niteliğiyle ilgilidir.
Temel sorun şudur: evde çalışırken pasaj genellikle "çoğunlukla doğru" düzeyinde bırakılır. Sahnede dikkat bölündüğünde, bu kırılgan güvenlik payı yeterli olmaz. Çözüm, pasajı gerekenden fazla güvenli hale getirmektir — sahnede kaybedilecek bir marj bırakmak.
İkinci sorun, çalışmanın hep aynı koşullarda yapılmasıdır. Kursiyer her zaman aynı odada, aynı saatte ve yalnızken çalışırsa, farklı bir ortam beklenmedik bir değişken haline gelir. Buna karşı işe yarayan yöntem, çalışma koşullarını bilinçli olarak değiştirmektir: ayakta çalmak, farklı bir odada denemek, birine dinletmek, kayıt almak.
Kayıt almak özellikle etkilidir. Kayıt düğmesine basıldığı anda ortaya çıkan hafif gerilim, sahne koşullarının küçük bir provasıdır. Ayrıca kayıt, çalarken duyulmayan sorunları görünür kılar; çalarken kulak, niyet edilen sesi duymaya eğilimlidir.
Üçüncü unsur rutindir. Konser öncesi ısınma, provalar ve zihinsel hazırlık sabit bir sıraya oturtulduğunda, sahneye çıkış tanıdık bir sürecin devamı haline gelir.
Derslerimizde kursiyerler düzenli olarak birbirlerine ve eğitmenlerine çalarlar. Yeterli seviyeye ulaşanlar ise orkestra çalışmalarına ve sahne performanslarına katılır; sahne deneyimi ancak sahnede kazanılır.